Bir iletişim krizi üstüne yazı: Ne olacak Huawei’nin hali?… Reviewed by Momizat on . Huawei… Kelime anlamı olarak, “Çin başarısı (eseri)” anlamına geliyor… Tabii Çince harflerin yapısı gereği… Telekomünikasyon ekipmanı açısından dünyanın en büyü Huawei… Kelime anlamı olarak, “Çin başarısı (eseri)” anlamına geliyor… Tabii Çince harflerin yapısı gereği… Telekomünikasyon ekipmanı açısından dünyanın en büyü Rating: 0
You Are Here: Home » CEM KIVIRCIK'LA DİJİTAL GÜNDEM » Bir iletişim krizi üstüne yazı: Ne olacak Huawei’nin hali?…

Bir iletişim krizi üstüne yazı: Ne olacak Huawei’nin hali?…

Huawei…

Kelime anlamı olarak, “Çin başarısı (eseri)” anlamına geliyor…

Tabii Çince harflerin yapısı gereği…

Telekomünikasyon ekipmanı açısından dünyanın en büyük üreticisi…

1987’de kurulmasından bu yana çok geçmedi ama 2012 itibariyle birçok “dev” şirketi solladı…

Türkiye’de 3G, 4,5G diyorsak Huawei’nin izini yadsımak söz konusu bile olamaz…

Son kullanıcı tarafından baktığımızda da gerçekten mükemmel ürünlere imza atıyorlar.

Özellikle bir yemekte bir araya geldiğim dostum sayesinde birkaç dakika mıncıklayabildiğim Huawei P20, mobil fotoğrafçılıkta çıtayı gerçekten üst sıralara taşıyacak bir ürün gibi görünüyor.

Yani…

Sezarın hakkı Sezara… Huawei, büyük bir şirket…

Ancak, Türkiye’de ciddi anlamda iletişim sorunu yaşıyorlar.

Ya da onların açısından bakıldığında yaşamıyorlar…

Ben, böyle bir sorun olduğunu bu mesleğe Huawei’nin kurulduğu tarihten önce başlamış, hem de diplomalı bir iletişimci olarak söylüyorum…

Gerisi elbette kendilerinin bileceği iş…

Türkiye’de birkaç PR ajansıyla çalıştılar.

Bu ajanslarda emek sarf edenler arkadaşlarımız… En azından mesleğin gereği omuz omuza çalıştığımız, birbirimize dokunduğumuz insanlar…

Ajanslar değişiyor ama genel tavır değişmiyor…

O da şu…

Basın gezilerinden vaz geçtim, basın toplantılarından bile haberiniz olmuyor.

Ancak bu basın toplantılarının bültenini size gönderiyorlar.

Bu iletişim açısından pek doğru bir tavır değil bence…

Zaten katıldığım basın toplantılarında, ya da sosyal medyada bu konudan mustarip arkadaşların serzenişleriyle sıkça karşılaşıyorum.

Daha önce çalıştıkları ajanslardaki arkadaşları bu yaptıklarının yanlış olduğu konusunda uyardım.

Bana şöyle döndüler…

Belirli bir iletişim stratejimiz var, bunun doğrultusunda iletişim yapıyoruz.

Huawei, onları bıraktığında da döküldüler…

“Ağabey ya! Ne yapalım, biz onlara mesajını ilettik ama adamlar bizi dinlemiyor ne yapalım?”

Doğrudur, yalandır işin burasında değilim…

Bence burada sorun şu…

Şayet bu söylem doğru ise ve “adamlar” sizi dinlemiyorsa ajans olarak ne işleviniz kalıyor geriye?.. Sadece basın bülteni göndermek mi?

Ya da durumu kurtarmak adına bu bir yalansa, yine ajans olarak ne işleviniz kalıyor. Bu nasıl bir iletişim stratejisidir diye sormazlar mı hiç?

Doğal ve haklı olarak marka, gerçek anlamda belirli bir kalitenin üzerinde olan ürün ve hizmetlerini medyada daha fazla görmek, rakiplerinden öne geçmek istiyor eyvallah…

Bu da daha fazla medya kapsaması olan medya kurumlarını ve hatta adına influencer mı dersiniz, fenomen mi, persona mı türevi kişileri ön plana çıkartıyor ve öncelikli tercih edilmelerine neden oluyor.

Buraya kadar bir sorun yok…

Ayrıca, basın gezisine istediğinizi götürebilir, basın toplantısına istediğinizi çağırabilir, istediğinize ürün verebilirsiniz…

Buna da eyvallah…

Ama bir şeye asla ve kat’a hakkınız yok.

Yok saydığınız bir medya mensubundan “destek” isteyemezsiniz.

Bu hem evrensel etik değerler hem de iletişim kuralları açısından hoş değil çünkü…

Bu bir anlamda, ben seni yok sayıyorum, adam yerine koymuyorum ama sen de medyanda yayınlayıp destek olursan iyi olur demek gibi bir şey…

Lakin mesele kızarak, küserek halledilmez…

Elbette bu konuda iyi hissetmeyen arkadaşlar, kendi medyalarında haber, bülten vs. yayınlamama yoluna gidebilir, sosyal medya ortamında gazetecilik jargonuyla “geçirme” yazılar yayınlayabilirler…

Öte yandan markanın ajansı, kurumsal anlamda sahipleri bazı gazetecilerin üstünü bu kez kırmızı kalemle de çizebilirler. Bu da muhtemel…

Peki bu sorunu çözer mi?

Bence hayır…

İletişimse işimiz, işimizin gereğini yapmalıyız…

Birbirimizi dinlemeliyiz…

İşin acı yanı, geçtiğimiz mart ayında bana bülten yollayan ajans ilgilisine yolladığım mail mesajına hala bir yanıt alamamış olmam…

Bülten yollayan kişiye tek bir cümle yazdım… O da şu:

Basın bültenleriniz kadar toplantılarınızdan da haberdar olsak ne kadar güzel olacak bir bilseniz.”

Karşı taraftan yanıt hala yok…

Şimdi sorsanız, gelmedi de spam’e düştü de neler neler…

Huawei iyi bir marka ve böyle bir iletişim biçimini hak etmiyor…

Meselenin yalnızca PR ajansı tarafında olduğuna da inanmıyorum.

Bu sorunu yakında çözeceklerini düşünüyorum…

Ve bunun yolu da kızmak, küsmek değil…

İ-le-ti-şim…

Yani işimiz…

Son tahlilde bir sözü hatırlatmak isterim…

Sular yükselince balıklar karıncaları, çekilince karıncalar balıkları yer…

Belki anlaşılmaz diye de açıklayayım…

Bugün yok saydığınız bir medya mensubunun yarın sizin için çooook önemli bir kurumda çalışmayacağının, ya da kapsamının genişlemeyeceğinin bir garantisi var mı elinizde?

Yılların hancısı olarak çok yolcu gördüm…

Ömrüm yettiğince de göreceğim gibi görünüyor.

About The Author

Chief Editor

Yayıncılık dünyasında 30 yılı geride bırakan Cem Kıvırcık, bilişim dünyasında gündemi izlemeye ve sizlerle paylaşmaya devam ediyor. Kimi zaman yeni çıkan bir akıllı telefon, kimi zaman hayatımızı değiştirecek bir uzay teknolojisi haberi... Bilişim ve teknoloji gündemini onunla birlikte izleyeceksiniz.

Number of Entries : 573

Comments (1)

Leave a Comment

You must be logged in to post a comment.

© 2013 Powered By Cem Kıvırcık

Scroll to top