Dijital geleceğimiz çok karanlık görünüyor Reviewed by Momizat on . Geçtiğimiz günlerde Vodafone’un katkılarıyla bağımsız araştırma kuruluşu Axon Consulting (Danışmanlık) firmasına hazırlatılan “Türkiye’nin Dijital Geleceği: Gen Geçtiğimiz günlerde Vodafone’un katkılarıyla bağımsız araştırma kuruluşu Axon Consulting (Danışmanlık) firmasına hazırlatılan “Türkiye’nin Dijital Geleceği: Gen Rating: 0
You Are Here: Home » CEM KIVIRCIK'LA DİJİTAL GÜNDEM » Dijital geleceğimiz çok karanlık görünüyor

Dijital geleceğimiz çok karanlık görünüyor

cemkivircik_portreGeçtiğimiz günlerde Vodafone’un katkılarıyla bağımsız araştırma kuruluşu Axon Consulting (Danışmanlık) firmasına hazırlatılan “Türkiye’nin Dijital Geleceği: Genişbant Vizyonu” adlı rapor yayınlandı. Bu raporun basına duyurulduğu toplantıda ben de vardım. Hatta, bazı “gazeteci dost”ların tabiriyle “koşa koşa” gittim.

Axon Partners Yönetici Ortağı Dimitris Kallinis ve Türkiye Genel Müdürü Dikmen Edgü, hazırlanan raporda özellikle FTTH/B (Fiber to the Home/Building) konusunda pek de iç açıcı bir manzara sunmadılar. Acil olarak bir “Açık Erişim Şebekesi” modeli öneriliyordu.

Raporda dikkat çeken bir başka nokta ise 2015-2018 Türkiye Bilgi Toplumu Stratejisi ve Eylem Planı’na atıfta bulunarak, sürekli artan geniş bant ihtiyacı idi… Tek seferlik, uygun şekilde tasarlanmış bir yatırım ile Türkiye’de uzun yıllar kullanılabilecek bir altyapı sağlamanın mümkün olduğu belirtiliyordu. 535 milyon dolar kadar bir yatırımla 4,76 milyon haneye daha FTTH/B hizmeti götürülebilir diyordu rapor.

Burada rapora küçük bir ara verip başka bir meseleye geçmek istiyorum. Bir süredir, Vodafone’un Türkiye’den çıkması konuşuluyor. İşte, “Şu grup Vodafone’u satın alacak… Zaten Japonya’dan da bir günde çıkmışlardı…” gibi iddialar ayyuka çıkmış durumda. Zaman zaman bizler de bu konuda Vodafone yöneticilerini tabiri amiyane sıkıştırıyoruz. Yarın ne olur bilemem ama, bence Vodafone hiç de Türkiye’den çıkacakmış gibi görünmüyor. Böyle bir plan varsa da bunu çok iyi gizliyor.

Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Hasan Süel, geçtiğimiz aylarda Türkiye’yi ziyaret eden Vodafone CEO’su Vittorio Colao’nun Başbakan Binali Yıldırım’la olan görüşmesinde Türkiye’ye ne kadar önem verdiklerini söylediğini bir kere daha hatırlattı. Öte yandan, Vodafone Türkiye’nin şu son faaliyetlerine bakılacak olursa neden ülkeden çıkmayı düşünen bir şirket, bulunduğu ülkenin teknolojik altyapısının daha iyi olması için bunca zahmete girip rapor hazırlatsın ki?.. Bir tarafta Vodafone Vakfı’nın yürüttüğü bir sürü sosyal sorumluluk projeleri, mesela, şahsen de ziyaret fırsatı bulduğum “Düşler Akademisi” öbür tarafta ülkenin en büyük spor kulüplerinden biri olan Beşiktaş’la yapılmış ve hala süren bir “Vodafone Arena” anlaşması… Dilimi ısırarak söylüyorum, çünkü bu ülkede olmaz denen birçok şeyin olduğunu gördüm. Ancak, yine de bence Vodafone Türkiye’den çıkacak bir şirket görüntüsü vermiyor.

Dönelim tekrar rapora… Raporda önerilen Açık Erişim Şebekesi ile TELKODER’in yıllardır üzerinde çalıştığı ve bir noktaya getirdiği Ortak Altyapı Şirketi bir anlamda örtüşüyor. Şu bir gerçek ki, bu şirket için bir araya gelen alternatif operatörleri temsilen TELKODER, Turkcell, TÜRKSAT ve Vodafone aynı söylemi paylaşıyor: Rekabet altyapıda değil hizmette olmalı…

Nitekim, Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Hasan Süel de aynı söylemi tekrarlıyor. Kendisine Ankara’da yapılan ve bu kez Türk Telekom’un da katıldığı toplantıyı hatırlattım ve Paul Doany’nin açıklamasını gündeme getirerek, hemen her alanda altyapı paylaşımına nasıl baktıklarını sordum.

Tam bu noktada Paul Doany’nin açıklamasını bir hatırlayalım…

“Türk Telekom olarak, TELKODER’in öncülüğünde başlatılan Ortak Altyapı Şirketi çalışmasını önemli buluyoruz.

“Türkiye’nin uyguladığı kamu-özel sektör ortaklığı yaklaşımının sonucunda hem altyapının sahipliği devlette kalıyor hem de devlet gelir elde ediyor. Elde edilen gelir anlamlı seviyede. Çünkü Türkiye’de operatörlerden yıllık alınan lisans ücreti ve vergiler, dünyanın diğer ülkelerine kıyasla oldukça yüksek. Bu noktada kamu menfaati, otomatik olarak gözetilmiş oluyor. Bir diğer önemli nokta da pazarda adil rekabetin sağlanması ve tüketicinin en uygun fiyata ürün ve hizmetleri alabilmesi. Rekabet ile tüketiciye en uygun fiyatlı ürün ve hizmetlerin ulaştırılması sağlanıyor ve burada da kamu menfaati gözetiliyor.

“Yatırımcıların sektöre yaptığı yatırımın karşılığı olarak, yatırımcılar ve hissedarlar da kazanç sağlamalı. Burada haklar ve menfaatlerin dengesini sağlamak, hepimize eşsiz fırsatlar sunacaktır. Nihayetinde altını çizmek istediğim nokta şu ki; operatörlerin kullandığı altyapı devlete ait, bu imtiyazlar ve lisanslar yoluyla sağlanıyor.

“Ortak Altyapı Şirketi önemli bir inisiyatif. Türk Telekom olarak BTK’nin sınırlarını çizdiği ve kurallarını koyduğu şekilde tamamen maliyet ayrımı esasında altyapımızı paylaşmaya devam edeceğiz. 

“Bir kamu şirketi olan Kablonet de bu iş birliği içerisinde yer alıyor ve biz de Kablonet’e sunduğumuz altyapı vesilesiyle dolaylı olarak OAŞ projesini desteklemiş oluyoruz.

“Bundan ayrı olarak, toptan seviyede, özellikle gelişmekte olan bölgelerde ücret oranlarını tekrar değerlendirebiliriz; daha küçük alternatif işletmecilere pozitif ayrımcılık yoluyla destek olabiliriz ve bu konularda birlikte çalışmaya hazırız.

“Mükerrer yatırımların kaynakları boşa sarf edeceği konusuna katılıyorum. Ancak bu mobil yatırımlar için de geçerli, dolayısıyla mobilde de bir paylaşım ve ortak altyapı yaklaşımı değerlendirilmeli”.

Öncelikle Türk Telekom’un daha önceki CEO’larının aksine Doany’nin “Ortak Altyapı Şirketi” ile diyaloğa girmiş olmasını son derece zekice bir hamle olduğunu düşünüyorum. Yukarıdaki açıklamada da “altyapımız paylaşmaya devam edeceğiz.” Sözleriyle biten cümlesine dikkat çekmek istiyorum. Doany, burada topu ustalıkla BTK’ya atıyor ve bugüne kadar sanki Türk Telekom altyapı paylaşma konusunda hiç sorun yaratmamış gibi bir hava yaratıyor. Burada Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Hasan Süel’in TT’nin kendileriyle yalnızca 40 km altyapı paylaştıkları açıklaması geliyor aklımıza…

Aslında Paul Doany’nin bu açıklamasındaki en can alıcı nokta en son cümlesinde yer alıyor. “Mobilde de bir paylaşım ve ortak altyapı yaklaşımı değerlendirilmeli.” Bu cümle ne anlama geliyor?

Burada geçmişe bir dönüş yapalım ve Turkcell, Telsim, Aycell, Aria günlerine gidelim. Hatırlarsanız o dönemde dört GSM operatörümüz yarışa başlamıştı. İtalyan TIM ve İş Bankası’nın ortaklığındaki Aria daha yarışın en başında soluksuz kalmış, TIM yarıştan çekilmeye karar vermişti. Bu dönemde çözüm olarak Aria ve Aycell’i birleştirildi ve her iki kurumun “A”ları alınarak “A ve A”dan “Avea” şirketi kuruldu. Ancak tüm bunlar olurken, Turkcell ve Telsim, çoktan Üsküdar’ı geçmişti. Her iki şirket de hızla baz istasyonlarını kuruyor, şebekelerini güçlendiriyorlardı. Ta ki, “roaming” meselesiyle Telsim’in önü kesilene kadar. Turkcell, bu dönemde arayı iyice açtı. Hatta, o günlerin konusu “kapsama alanı ve telefonun iyi çekip çekmediği” meselesiydi.

Türk Telekom’a kalan Avea, baz istasyonu yatırımlarında geride kalmıştı. O dönemlerde öteki operatörlere çağrılar yapılıyor, “Bu çok masraflı bir yatırım… Gelin bunu paylaşalım…” deniyordu. TELKODER’in öncülüğünde Sapanca’da yapılan toplantılarda dönemin Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, operatörleri bir masaya topluyor, bu hizmeti yurdun dört bir yanına götürmeleri için bazı noktaları paylaşmaları gerektiğini dikte ediyordu. Hatta bu konuda anlaşmalar bile yapılıyor ama bu anlaşmalarda verilen sözler bir türlü tutulmuyordu. “Kapsama alanı ve iyi çekmeme” konusunun en büyük mağduru Avea ve dolayısıyla Türk Telekom’du… Nitekim, Avea’nın büyük zararlar etmesi ve geçtiğimiz yıllardaki Türk Telekom konsolidasyonunun nedenleri de bu dönemden kaynaklanıyordu.

Sanki bugün Türk Telekom, o günlerin rövanşını alıyor gibi… Elindeki fiber altyapıyı paylaşmamak için elinden geleni yaptığı iddia ediliyor. Özellikle kazı izni verilmesi konusundaki ayrıcalığını pek de iyi niyetli kullanmadığı söyleniyor. Oysa Doany’nin açıklamasına baktığınızda Türk Telekom, altyapı paylaşımı konusunda hiç sorun yaratmıyor gibi görünüyor.

Öte yandan bir soru da Türk Telekom’un fiber altyapısının tartışılan kalitesi… Turkcell Superonline, fiberi evlere kadar doğrudan iletirken, Türk Telekom’un fiberi mahalledeki kutuya kadar götürdüğü, buradan da evlere bakır kablolar ile taşıdığı iddia ediliyor. Bu da fiber bağlantının kalitesini etkiliyor tabii ki… Dolayısıyla Türk Telekom’un altyapısından yararlanmak isteyen operatörler, bu şartlarda nasıl farklı bir hizmet üretecekler, o da ayrı bir konu…

Biz gelelim Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Hasan Süel’in, Doany’nin “mobil altyapıyı da paylaşalım o zaman…” yaklaşımına verdiği yanıta… Hasan Bey, fiber altyapı ile mobil altyapının elmalar ve armutlar olarak değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyor. Mobil altyapının artık oturmuş, belirli bir olgunluğa ulaşmış olduğuna dikkat çekiyor ve fiber altyapının bundan çok daha farklı olarak bir kamu yararı meselesi olduğunun altını çiziyor. Ülkenin kalkınmasına büyük önemi olacağına inandığı fiber altyapının geliştirilmesi ve paylaşılmasının tüm kurumların görevi olduğunu söylüyor.

Şurada 50 milyar cihazın birbiriyle konuşacağı iddia edilen 2020’ye 3 yıl kaldı… Dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasında girmeyi hedeflediğimiz 2023’e ise 6 yıl… Ben, Beyoğlu, Şişli gibi İstanbul’un en merkezi semtlerinde yıllardır fiber aboneliği bekliyorum. “81 ilde fiber” deniyor ama dünyanın gözbebeği İstanbul’da ve bu İstanbul’un en merkezi noktasında, kapımda hala fiber yok… Yani dijital geleceğimiz çok karanlık görünüyor ne yazık ki…

About The Author

Chief Editor

Yayıncılık dünyasında 30 yılı geride bırakan Cem Kıvırcık, bilişim dünyasında gündemi izlemeye ve sizlerle paylaşmaya devam ediyor. Kimi zaman yeni çıkan bir akıllı telefon, kimi zaman hayatımızı değiştirecek bir uzay teknolojisi haberi... Bilişim ve teknoloji gündemini onunla birlikte izleyeceksiniz.

Number of Entries : 573

Leave a Comment

You must be logged in to post a comment.

© 2013 Powered By Cem Kıvırcık

Scroll to top